LUXEMBOURG – Luxembourg City – Diekirch – Ağustos 2015

Bu senenin baba/oğul tatil programında Luxembourg ve Belçika’yı seçtik. Benim her iki ülkeyle olan anılarım 25 yıl öncesine dayanıyordu ki artık yenileme zamanıydı. Belçika zaten orada yaşayan ağabeyim ve ailesi nedeniyle ikinci vatan gibi olmuştu bize.
Bu nedenle THY biletlerimizi Luxembourg gidiş ve Bruxelles dönüş olarak aldık. Bu biletlere de kişi başı 1.340.-TL ödedik.
Gezi planımızda başlangıç noktası olan Luxembourg için iki gecenin yeterli olacağına karar verdikten sonra şehrin merkezinde ve tren garına oldukça yakın olan (Gezinin devamı trenle olacağından) Carlton Hotel’i seçtik. İki geceliğine 403.-€ ödediğimiz otelimizin lokasyonu gerçekten güzel ama oda standartlarının fiyatını hakkettiğinden şüpheliyim biraz. Bununla birlikte Luxembourg’un pahalı bir şehir olduğu gerçeğini de unutmamak lazım.
Yaklaşık 3 saatlik bir uçuştan sonra Luxembourg’un küçük ve sevimli hava limanından çıkışımız hızlı ve kolay oluyor. Hava alanı, şehir merkezi taksi ücreti de 40.-€ kadar tutuyor.

Yaklaşık 560.000 kişilik bir nüfusa sahip olan bu küçük ülke tarih boyunca bağımsız ve tarafsız konumlu bir ülke olarak kalmış ve ikinci dünya savaşında Nazilerin işgaline uğradıktan sonra Amerikan ordusu tarafından bağımsızlığına yeniden kavuşturulmuş.

Otelimize bir öğleden sonrası yerleştikten sonra hemen tura çıkıyoruz. Öncelikle bu şehirden Belçika yönüne trenle yapacağımız seyahat nedeniyle tren garını görüyoruz. Tarihi ve güzel gar otelimize yürüyerek 10 dk.mesafede.

DSC02566

Gar’ı tam sağ arkanıza alarak yürüdüğünüzde alış veriş mekanı diyebileceğimiz bol cafe ve restaurant’lı bir caddeye giriyorsunuz. (Ave de la Gare) Caddenin sonunda ise adeta şehri ikiye bölen bir köprü sizi old town’a yani eski şehre yönlendiriyor.

DSC02568

Köprü çıkışında sol tarafa yönelirseniz bu bölgede tüm mahkeme türlerinin yan yana sıralanmış olduğu binalar bölgesini geçip bir meydana çıkacaksınız.

DSC02571

Notre Dame Katedralinin arka cephesinde kalan bu meydan üzerinde güzel restaurantlar da var.

DSC02572

Biraz arkada ise Royal Palace yer alıyor.

DSC02599

Bu bölgedeki turunuzu anayasa meydanı  (Place de la Costitution) ile tamamlayıp, şehrin yeni yüzüne karşı cepheden güzel bir bakış atabilirsiniz.

DSC02594

Biz de yarım günlük turumuzu bu şekilde tamamlayarak otelimize dönüşe geçmiş olduk.

İkinci günün programına da yine eski şehir tarafına yönelerek başladık. Yukarıda belirttiğim köprü çıkışının sağ tarafı bu defa hedefimiz.Kolay kolay dünyanın hiç bir yerinde göremeyeceğiniz bir şekilde alt ve üst kat şeklinde ilginç bir eski şehir var burada. Üst katın adı Chemin de la Corniche. Ünvanı ise “Avrupa’nın en güzel balkonu”. 17. Yüzyılda bugünkü görünüşünü alan ve gerçekten de uzun ince bir balkon konumundaki Corniche’den hem alt kattaki tarihi mahalleyi hem de içinden geçen sakin nehri izleyebilirsiniz.

DSC02586

Corniche’in hemen yan tarafında tarihi kale surlarını gördüğünüzde ise “Bock Casemates’e” geldiğinizi anlayacaksınız.

DSC02576

Kişi başı 4.-€ ödeyerek gireceğiniz kale içi aslında giderek aşağıya yönelen tünellerden oluşuyor ve size zaman zaman dar taş pencerelerinden şehrin manzaraları sunuyor.

DSC02619

Tünellerin içi ışıklandırılmış ve son derece ferah.

DSC02601

DSC02616

Ancak bazı merdivenli bölgelerin oldukça dar olduğunu ve klostrofobisi olan kişileri rahatsız edebileceğini söylemeliyim. 2. Dünya savaşında şehir bombalanırken halkın doğal sığınağı olmuş bu tüneller.

DSC02607
Tünellerden çıktıktan sonra yolun eğimine kendinizi bıraktığınızda şöyle hafif bir yarım daire çizerek alt kata yani Grund’e inmiş oluyorsunuz.

DSC02579

Burada da bar ve cafe’ler var. Yeşillik içinde nehir kenarında turlamanız Triple Gate tower’ı görmeniz mümkün.

DSC02583

Böylece aslında tam bir gün ayırdığınızda şehrin önemli yerlerini görmüş oluyorsunuz. Bizim tur da ikiye bölündüğünden bugünün öğle saatlerinde tamamlanmış oldu.

DSC02587

Günün geri kalan bölümünü değerlendirmek amacıyla tren gar’ından Diekirch’e hareket eden bir treni yakalayıp bu adı bilinmez küçük köye doğru yola çıkıyoruz.

Diekirch İkinci Dünya savaşının Arden’lerdeki şiddetli çatışmalarının olduğu bölgenin bir uzantısı. Savaşın sona ermesiyle birlikte Amerikan birlikleri neredeyse tüm taşıt, teçhizat ve ekipmanlarını burada bırakmışlar. Luxembourg’da eski bir fabrika binasını müzeye dönüştürerek tüm bu ganimetlerini sergileme kararı almış.

DSC02649

Kişi başı 5.-€ ödeyerek girdiğiniz müze bugüne kadar gördüğüm bu tarz müzelerin en etkileyicilerinden birisi.

DSC02630

DSC02631

DSC02634

DSC02644

Baba, oğul, özel ilgi alanımızın önemli bir parçasını yakalamış olmanın mutluluğu ile geziyoruz müzeyi.

DSC02651

DSC02652b

Gezi sonrası küçük köy meydanında bir bira keyfiyle bu kısa turumuzu sonlandırıyor ve tren garına yöneliyoruz. Tren yolculuğumuz yaklaşık 40 dk. sürüyor ve tekrar Luxembourg şehrindeyiz. Akşam yemeği sonrasında ertesi gün bizi Belçika bekliyor olacak.

DSC02657

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s