YUNANİSTAN – Leros – Eylül 2018

On iki adaların bir diğeri Leros. Aslında temmuz ayı için yapmıştık programımızı, ancak sevgili oğlumun Kanada macerasının başlangıç tarihiyle çakışınca ağustos ayındaki Kalymnos programını da dikkate alarak eylül başına erteledik bu gezimizi. Çok da iyi oldu. Zira eylül demek, tüm Yunanistan kapsamında fiyatların ucuzlaması, tatilcilerin çoğunun dönmesiyle ortalığın rahatlaması demek oluyor.
Deniz tatilinin en güzel adreslerinden birisi olan bu sevimli adayı anlatmadan önce ada kadar sevimli Anna’yı anlatmam lazım. Bildiğiniz gibi otel seçimlerinde booking.com’u kullanıyorum. Bu seferde öyle oldu ve adanın en güzel plajlarından birisine sahip olan Alinda Beach üzerindeki Alea Mare otelini inceleyip beğenip rezervasyonumuzu yaptım. Ertesi gün otelden bir mesaj geldi, tercihimiz için teşekkür eden ve transfer dahil her türlü yardıma hazır olduklarını söyleyen. Altında da Anna imzası vardı. Ben bu rezervasyonu Mayıs ayında yapmıştım ve o tarihte henüz Bodrum-Leros feribot seferlerinin tarifeleri açıklanmamıştı. Leros’a varınca transfer almayı istedik kesinlikle,( bu konudaki kötü Kos tecrübemiz nedeniyle). Anna ile bir süre bu feribot saatleri üzerinde yazıştık, ardından programımız değişti ve ben rezervasyonumuzu oğlumun Kanada seyahati nedeniyle eylüle ertelediğimi yazdım. Anna da eylül’ün Leros’un en güzel ayı olduğunu açıkladıktan sonra oğluma iyi şanslar dileyen çok güzel bir cevap gönderdi. Böylece bir mail arkadaşlığımız oldu öncelikle. Ardından sevgili dostum ve aynı zamanda göz doktorum olan Rıza Kurna ile bir sohbetimiz sırasında, tamamen büyük bir tesadüf eseri kendisinin de geçtiğimiz yaz aynı otelde kaldığını ve Anna’nın nasıl onları da rahat ettirebilmek için neler neler yaptığını öğrenmem çok ilginç bir olay oldu. Anna’ya aşağıda ayrıca devam edeceğim.

Eylül ayı başında klasik İstanbul Bodrum uçuşumuzu yaptıktan ve doğruca Turgut Reis’e geçtikten sonra bir önceki Kalymnos seyahati sırasında fark ettiğim ve Turgut Reis D Marin’in hemen karşısında bulunan Fiorita Beach Otel’e yerleştik. Otelin limanımıza en yakın konumda bulunmasıydı tercih sebebimiz. Ne var ki son derece gürültülü, pis ve sevimsiz bir yere geldiğimizi gece olunca anlayabildik ve katlandık mecburen. Detaylara hiç girmeyeceğim ama limana yakın en uygun otel olarak Turgut Reis’in merkezindeki Kortan otelden vazgeçmememiz gerektiğini kötü bir tecrübeyle öğrenmiş olduk. Ertesi sabah limanda Yunanistan bandıralı Apollon II teknesiyle 1 saat 15 dakikalık Leros yolculuğumuza başladık. Kişi başı tek yön 25.-€

Leros’un iki ana limanı var. Lakki’deki büyük limana genellikle diğer Yunan adalarından gelen büyük feribotlar yanaşıyorlar. Diğeri bizim de varış yerimiz olan Agia Marina. Oldukça küçük liman ve gümrük alanından hızlı bir şekilde geçtikten sonra Anna’nın bize gönderdiği taksiyi bulduk ve 15 dk. sonra Alea Mare otelin önündeydik. Burası plajıyla ünlü Panteli koyunu geçtikten sonraki  Alinda Beach. 7 gece kalacağımız otelimize oda kahvaltı gecelik 66.-€ ödeyeceğiz ki bugüne kadar bir Yunan adasında yaptığımız en ucuz konaklama olacak. Otelin girişinde sevgili Anna yüzünden hiç eksik etmediği o muhteşem gülüşüyle sanki kırk yıllık dostlarını karşılar gibi kucaklıyor bizleri. Elimizde sevgili Rıza adına götürdüğümüz badem ezmesi ve de kendi adımıza da bir tişört var. Gözleri yaşaran Anna önce bir odaya yerleştiriyor bizi, sonra içine sinmiyor başka odaya alıyor. Otel son derece temiz, yeterli, iyi bir kahvaltıya sahip olan ama en önemlisi hemen önünde şahane bir plajı olan bir otel. Tüm konaklama süremizde son derece memnun kaldık.

8.000 nüfusuyla bir çok tertemiz plajıyla güler yüzlü insanlarıyla, özellikle deniz tatilini isteyenler için çok doğru bir adres Leros. Diğer bölge adaları gibi Leros’ta bir dönem İtalyan işgalinde kalmış, hatta İtalya ordusu 1. Dünya savaşı sonrasında ve Türkiye’ye saldırı öncesinde Leros’u kendisine karargah yapmış. Lakki limanının bölgedeki en derin sulara sahip olması nedeniyle savaş gemileri için uygun bir adres olduğunu da öğrenmiş olduk. Agia Marina’da evlere baktığınızda bir çok İtalyan mimarisi izlerini görmeniz mümkün. Restaurant ve dükkanlarıyla şirin bir yerleşim, adaya ayak bastığımız yer olan Agia Marina.

Klasik tatil programımızı yapıyoruz hemen. Bir gün plaja yayılıp bol denize girme, kitap okuma. Ertesi gün ada turu. Tabii elimizin altında her sorunun cevabını veren bir Anna’mızın olması büyük şans ve de lüks.

İlk akşam yemeğimizi otelin hemen yanındaki Prima Plora’da denize sıfır masamızda büyük bir keyifle yiyoruz.

Ertesi gün, Kalymnos’ta devreye soktuğumuz şnorkellerimizi otel plajında tekrar kuşanıyoruz. Deniz harika ve balık dolu.

Otelde kaldığımız günler denizin tadını çıkarma, kitap okuma ve Anna’yla bol sohbet şeklinde geçiyor. Ada turuna niyetlenince de yine Anna’nın arkadaşı olan Vnsos Rent a Car’dan günlüğü 30.-€ bedelle bir araç kiralayıp başlıyoruz gezilerimize. İlk sırada sevgili Rıza’nın üzerine basarak önerdiği bir doğal plaj var. Adanın kuzeyindeki Blefouti Bay’a  gelmeden önce biraz daha kuzey batı yönünde şahane bir koy bulunuyor. Deniz muhteşem, hiç bir tesis yok. Giderken ihtiyaç duyacağınız her şeyinizi yanınızda götürmeniz şart. Bizim gibi gelen bir kaç kişi dışında kimseler yok ortalıkta. Doğayla baş başa sessizliğin tadını çıkarıyoruz.

Biraz daha doğuya doğru gidince de Blefouti Bay karşınıza çıkıyor. Bir restaurant ve bir cafe’den ibaret olan koyun sessizliği ve güzelliği doyumsuz. Deniz limonata ve tam şnorkellik.

Dönüşte akşam yemeği için adres bu defa adanın ünlülerinden kel Dimitri’nin yeri Karaflas. Anna yapıyor rezervasyonumuzu. Tepeden harika bir manzara eşliğinde yine harika yemeklerin tadına bakıyoruz. Kişi başı 13-14.-€ her şey dahil yemek ücreti neredeyse tüm restaurantlarda aynı.

Aşkımın ön dişlerinden birisinin üzerindeki kaplama düşüyor ve bir diş doktoru ihtiyacı doğuyor ertesi gün. Tabii ki Anna işe el atıyor ve arkadaşı olan yakışıklı bir doktora yönlendiriyor bizi. Aşkım gayet keyifle kuruluyor o hiç kimsenin sevmediği koltuğa 🙂 Yakışıklı doktor sorunu çözüyor ve ücret olarak da 20.-€ alıyor. Eminim Avrupa’nın bir çok yerinde dünyayı öderdik böyle bir iş için.

Sonraki günün hedefinde adanın batı tarafındaki Agios Isidoros kilisesi var. Denizin üzerindeki bir kayaya inşa edilen bu küçük ve sevimli kiliseye ulaşmak için kıyıdan 50 m. kadar ince bir yoldan yürüyorsunuz ki yola vuran dalgalardan ıslanmak son derece mümkün. Gün batımı burada çok güzel.

İsidoros dönüşünde adanın güneyindeki büyük limanı Lakki’ye devam ediyoruz. 2. Dünya savaşında bir çok trajediye sahne olan Lakki limanında Yunanistan donanmasının amiral gemisi Queen Olga 1943 yılında bir Alman hava saldırısı sonucunda burada batırılmış. Geminin tam batmış olduğu yerde bir tür şamandıra anıt var.

Limanın karşı yakasında Mussolini’nin savaş döneminde kullandığı bir yazlığı da uzaktan görünüyor. Yine savaş dönemi tünelleri de çok yakında ama onlardan daha sonra aşağıda bahsedeceğim. Limanı tam karşısına alan 7 Gates Cafe’de bir süre takılıyoruz. Cafe’nin güzel sahibesi ile sohbeti bitirince de dönüş yoluna çıkıyoruz.

Akşam yemeği bu sefer adanın en ünlü restaurantı olan Mylos’ta. Neredeyse tüm müşterisi Türk olan denize sıfır konumu ve hemen yanındaki yel değirmeni ile gerçekten çok güzel bir ambiansı var Tabii ki fiyatlar kişi başı 3-5 € daha pahalı. Aslında bir sefer için gidilesi bir yer ama fazlasında kendinizi bir Yunan adasında hissetmemeye başlama durumu var.

Ertesi gün farklı bir işe girişiyoruz. Kalymnos yazımda bahsettiğim sevgili arkadaşım Manolis’i günü birlik ziyaret etmeye karar verip, bir öğle saatinde bir feribotla Kalymnos’a geçip, taksiyle Myrties’e devam ederek Kuzina Restaurant’ımıza ve sevgili Manolis, Judie, Tatyana ve Vladimir’e bir kez daha merhaba demenin keyfini yaşıyoruz.

Akşam yemeğini dostlarımızla yedikten sonra gece başka bir feribotla Leros’a geri dönüyoruz. İki ada arası bindiğiniz geminin türüne göre 45 dk ile 1 saat 15 dk arasında sürüyor. Fiyatlarda yine aynı şekilde gemisine göre değişiyor. Giderken Dodekanisos Express’e kişi başı 20.-€ dönüşte ise Nissos Chios gemisine 9.-€ ödedik.

Bir sonraki günümüzde Anna bizi alıp adanın en yüksek yerlerine, normalde bulma şansımız olmayan güzelliklerine götürdü. Issız ve dar yollu tepelerdeki manzaralar muhteşem.

Aynı günün akşamında ise bir arkadaşının restaurant’ına gittik hep birlikte. Porto Nikola’da gerçekten çok güzel bir restaurant’tı kesinlikle, hele kabak kızartması efsaneydi.

Otelimizin tam karşısında kendisini gösteren kaleyi yakından görmeden olmaz dedik. Panteli’yi geçip sola doğru tırmanarak çıktık kaleye. Tabii ki manzara çok güzel.

Kalenin tarihi 10. Yüzyıla kadar dayanıyor. Yol üzerindeki yel değirmenleri de ayrı bir güzellik yaratıyor.

Adadaki son günümüzü 2. Dünya savaşına ayırıp Lakki’de bulunan tünellere gidiyoruz. Çevrede savaştan kalma çeşitli araçlar ve hatta bir uçak bile var. Merikia müze tünellere giriş kişi başı 3.-€.

1. Dünya savaşı sonrasında Türkiye’ye saldırmak için bu adayı üs olarak seçen İtalyan’ların daha sonrasında da  on iki adayı işgali sürdürdükleri ve 1930’larda bu tünelleri yaptıkları biliniyor.

1943’de ise İtalyan’ların taraf değiştirmesiyle birlikte İngiltere ve Almanya arasında adada şiddetli çatışmalar yaşanmış. Aynı yıl Yunan Amiral gemisi ve bir İngiliz gemisi Alman uçakları tarafından batırılmış. 50 gün süren bombardımanlarda ada halkı mağaralarda yaşamak zorunda kalmış. Bu savaş sonrasında İngiliz ve İtalyan’lar yenilmiş ve ada Alman hakimiyetine girmiş. 2. Dünya savaşı bitene kadar da böyle devam etmiş. Savaştan kalan bir çok silah ve eşya sergileniyor tünellerde. Ayrıca bahsettiğim savaşı gösteren bir video’da sürekli gösterimde bulunuyor. Filmi de yapılan meşhur “Navarona’nın topları”na  bu Leros savaşı ilham vermiş.

Ve ayrılık zamanı. Harika geçen 7 gün göz açıp kapanıncaya kadar bitiveriyor. Anna’mızdan oldukça duygulu bir veda ile ayrılıp (Facebook’ta zaman buldukça haberleşiyoruz halen :)) taksi ile Agia Marina’ya doğru yola çıkıyoruz. Apollon II bizi bekliyor, Turgutreis yolunda.

Leros gezilip görülmeyi fazlasıyla hak ediyor sevgili dostlarım.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s